Yarın Yok Bugün Var mı? Gecenin çok ilerisindeyim... Yapayalnızım yarını olmayan şu dünyada... Çalan müzik Neşet Ertaş’ın evvelim sen oldun ahirim sensin... Yani dünüm sen yarınımda sen gibi bir şey ve cahildim dünyanın rengine kandım diye başlıyor... Müzik ilerlerken ben, gene benle birlikte, çoşarak koşuyorum kendi dünyamda yalnızlığıma... Ve hatta yapayalnızlığıma... Yok yok, milyonlar içerisinde yapayalnızlığıma... Oysa, vurmak vardı dağlara... Tutunmak vardı, sağlam sapasağlam dallara, anlıyorsun değil mi?
Ağlıyorum… Hem de çok, gözlerim sen uykusuzluğunda, gözlerinden de çok şiş… Atlasam buz gibi suya toplanmam. Toplu da değilim… Olmadı da hiç. Eziliyorum… İçim… Dışım… Hem de ezim ezim…. Burkulan ruhumun, kırpılan günümün çalınan dünümün hesabını veremiyorum, Kahretsin… Ağlıyorum ve gene ağlıyorum… Oysa… Oysa erkekler ağlamazmış… Ama ben… Ağlıyorum ve erkeğim, erkeğim ve ağlıyorum anlıyor musun? Anlayacak mısın? Anlayabilecek misin? Anlamak istiyor musun ki? … Niye…
Dünyam, çok kalabalık ve de kimsem yok. İnsanlar, renkten renge girmiş bukalemun insanlar. Siyah beyaz esmer kızıl… Mutlu ve mutsuz, yarını olmayan gidenin arkada bırakacağı insanlar. Sırtını dönebilmek, güveninde hissetmek, boş ver gitsin. Nasıl olsa yarın yok. Ben de yokum… Sen de yoksun… Diyor ki türkü ah yalan dünya…. Ama sen farklı müzikler dinlersin… Bilmez ve hatta sevmezsinde benim sevdiklerimi…
Üstelik gece bitti ve sabahım dördü… Yer bilmem nere, ben bir kaşık suda boğulmuş… Çırpınmaktayım hala. Sen kaçıncı uykuda… Oldu mu şimdi… Saatler, kovaladım ya gelirsin diye… Bak henüz başındayım… Boğulmakta ve can simidi aramaktayım. Ziftin pekindeyim ve hala bulamadım…
Kimdim ki? Hala insanlığı amatör kalmış ve kalacak sıradan bir adam… Belki de sen, bilmediğim bir sarayın Kraliçesi. Saygı duyarım… Eyvallah…
Mozan Aras 29 Haziran 2008 |
|